gallery

7 Mart 2010 Pazar

BÜYÜDÜKÇE KÜÇÜLDÜM


Küçücük yüreğimle bir dünya umudu sırtladım,
Gocaman dünyayı ise ufacık avuçlarıma sığdırmaya çabaladım ...
İşte böyle bir zaman diliminde gezinirken çoçukluk anılarıma rastladım.
O günleri hatırladıkça yerli yersiz 'ahh ulan ahh ne günlerdi '' diyerekten iç geçirir dururum. Bi an dalıp gidesim gelir o güzel günlere...
O günlerde de acı tatlı bir çok olay yaşanırdı hayatımda ama ben çoçuktum. Beni anlık mutluluklardan başkası ilgilendirmezdi. Acıya dair hiçbir şey hatırlamam o günlerden mesela. Zaten duyarsızdım! ancak duyduklarıma inanır ve onlara körü körüne bağlanırdım. Bildiğim tek bir şey vardı gamsız,anlık sevinçlerle dolu geçen dop dolu günlerin sayısının giderek hergün daha da artması. Bu dönemlerde kendi kahramanını kendin kurgulardın sonrasında onu doyasıya yaşamak sana kalırdı,genelde de hakkı verilirdi bu çabaların hiçbir şey boşa gitmezdi.

Hayallerimin en zirvede olduğu altın çağımı yaşarken burnum kaf dağına gider gelirdi.

Karışanın görüşeninin en az olduğu ender zamanlardı, bikaç tane iyiye yakın arkadaşın varsa dünyanın en mutlu insanıydın. Çeşitli nesnelerden oyuncaklar yapar, kendi oyunumuzun değerini yine kendimiz belirlerdik.
Oyunun kurallarını koyan taraf hep biz olurduk.Başka kurallara karşı hep bir alerjimiz vardı bizden ötede ki kuralları tanımaz,bilmezdik.
Hem oyuna dalarken zaman bugünkü kadar hızlı da geçmezdi, herşey tasaruffluydu bizim için.
Bir o kadar da ekonomik yaklaşımlarla kendi düzenimizi kendimiz belirlerdik ...
O yaşlarda ne ülkenin durumuyla ilgilenir, ne sevgilinin nedensiz gidişine kafa yorar nede mezuniyet sonrası iş kaygısı yaşardık.
O çoçukluk dönemi geride kaldı artık. İyisiyle,güzeliyle bir çok anıyı geride bıraktım ardımda.
O zamanlar kötü denebilecek bir anı olsa bile ya hatırlamam yada en alasından güler geçerim. Bir daha o güzel günlere dönemeyecek olmanın üzüntüsünü nedense hep içimde yaşarım.
Önceleri fiziksel olarak büyümekle işe başladım ve enime boyuma imkanlar dahilinde Allah ne vermişse büyüdüm.Ardından manen ve madden büyümeye evrimime hız verdikçe daha da büyüyordum benim içimden bir ben daha çıkıyordu adeta. Çoçukluktan ilk çıkışımdı alışık olmadığım bir ortamda seyrediyordu düşüncelerim.Heycanlı bir o kadarda sabırsızdım.Farklı bir ortama kapılarımı ardına kadar açmıştım artık.

Sonraları büyümeyi fazla gözümde büyüttüğümü hissettim. Aslında büyümekle hep yeni sorunlar bir sonrasını davet ediyordu.Hep bir zorluk bir çaresizlik hoş geldin diyordu artık yaşantıma.
Büyümekle sorumluluk almak, hayata karşı hep mahlup durumda olmak, meğerse hep doğru orantıymış bu hayatta! Aslında yaşça büyüdükçe eziliyor daha bir küçülüyordum!

Neden sonra yanlış yolda olduğumu anladım, artık manen büyümek ve büyüdüğüm kadarıyla küçülmek istiyordum.
Bundan sonra işin çok zor oğlum dedim, kendi kendime !
Hem büyüyecektim hemde küçük görünecektim !
İşin özü sadece buydu ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum. Daha yolun en başındaydım ve öğrenmeye hevesliydim.
Artık kararımı çoktan vermiştim!
Sonrasında kendimle her hesaplaşmam bir başka oldu. Bu yüzden bir başkasının fikirlerini benliğimde saygıyla yoğurdum. Çoçukluğuma ise büyüme kıvamında yaklaştım ve daha bir yakınlaştım.
Şimdi o güzel günlere özlemle dalıp giderken, her iç geçirişimde aslında bir yandan da büyüyordum hissetirmeden.
İşte bu yüzden hep sonraları
''Büyüdükçe Küçülmek'' istedim ...



Leia ...
3 Mart 2010 Çarşamba

AYRILIK DA SEVDAYA DAHİLDİR




Herkes bir yerinden sarılmış hayata.İyisiyle kötüsüyle,güzeliyle çirkiniyle herkes farklı renklerde yaşıyor toz pembe hayallerini. Adı üstünde hayal işte ! kimi gerçekleşirken kimi ise hayatımızın arka bahçesinde kalmaya devam edeceğe benziyor.

Sevgi gibi yaşam gibi aşk gibi bir gerçek var ki düşman başına adına bir çok şey söylemişler ama nedense adı ''Ayrılık'' diye kalmış.
Aşk kişiye özeldir, sevda güzel şeydir. Herşey başladığı gibi gitmez tabi gün gelir hiç ummadık bir zamanda ancak adını yaşayarak öğreneceğimiz şeyler kendini usulca tanıtır bizlere.
Önce özlemi tanırız sonra bir dünya sorun gelir ardından akabinde ayrılık diye bir gerçek en sona saklar kendini. Gün hesaplaşma günüdür, mevsim sonbahardır ufak ufak eser ayrılık yelleri ve sonrası ...
Kısacası sevmekle başlar herşey ama finali ayrılıkla gelir,sonrasında sevgi nefreti de yanında getirir. Demek oluyor ki herşeyin bir bedeli var! Herşey alabilirsin hayattan, çok cömerttir verir de
ama bir yandan borçlanmışsındır farkında olmadan.Gün o gündür artık bedellerin ödenme zamanı gelmişte geçiyordur.Seviyorsan baştan kabullenmelisin bilmelisin sonunda ayrılık da olabileceğini, Mutlu olabilecegin gibi mutsuz ve umutsuz bir başınada kalabileceğini.
Hayattır bu işte herşey olabilir garanti vermez kimseye kendi kararlarını kendisi alır.Baştan anlaşmış, sende o kampanyadan nasibini almışsındır farkında olmadan.
Herşey hep bir zıddıyla vardır ya hayatta;
İşte bu yüzden;
Ayrılık da Sevdaya Dahildir...




Leia ...